Ünlü Fransız ressamı Léopold Lévy’nin (1882–1966) özel bir koleksiyondan derlenerek Millî Reasürans Galerisi’nde sergilenen gravürleri, 1936–1949 yıllarında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin düzenlenmesi, yönetimi, burada çağdaş bir resim uygulamasını üstlenerek Türk resmine katkıda bulunmuş bir sanatçı kimliğiyle özel bir ilgi taşıyor.
Yirminci yüzyıl sanatını etkileyen ve “klasik–çağdaş” olarak nitelenen 1900–1930 döneminde yer alan Lévy’nin sanatı, doğa betimlemelerinde nesnel görünüşe kendi istencini, duyarlığını, içindeki doğayı da katıyordu. Doğanın çözümünde Cézanne’ın açtığı yoldan ilerleyen sanatçı, kübizmi algılamakla birlikte doğayı ve nesneleri kalıplaşmış kurallar dışında tutan özgür bir çözüm benimsemişti. Bir gravür dizisi Sagot –Le Garec, Brilland ve Robert tarafından basılmıştı. Lucretius’un “De Rerum Natura”sının çevirisini resimleyen gravür dizisi, sade anlatımları içinde ölüm ve doğum gerçek boyutlarıyla imgelerle bu türdeki yeteneğini kanıtlar.