Murat Aksoy ve “Zamansız Çıkılan Yolculuk”
Milli Reasürans Sanat Galerisi Nisan ayı programında genç bir ressamın ilk kişisel sergisine yer veriyor: Murat Aksoy ve “Zamansız Çıkılan Yolculuk”. 1998 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olan Murat Aksoy, aynı yıl Tüyap Sanat Fuarı genç ressamlar yarışmasına katılmış ve “Genç Sanatçı” birincilik ödülüne layık görülmüştür.
Murat Aksoy’un resimleri peyzajlar oluşturmaktadır. Ancak bu resimlerden yansıyan bir doğa izlenimi ya da yorumu değil, sanatçının düşle gerçek arasında yaptığı yolculuklarla kurgulanmış, zamansız, terkedilmiş ve fantastik bir dünyadır. Önceleri resimlerdeki salt doğa kurgulamasının içine zamanla insan figürleri de girmiş. Ancak insan-doğa arasındaki ilişkiyi Aksoy “yeryüzünde gerçek dışı yaşamak” sözleriyle tanımlıyor ve şunları ekliyor, “Kurguladığım yolculuklar beni hayatın farklı gerçekliklerinin içine sürükledi. Bu ortamda insanlar duyarlı, hüzünlü ve var güçleriyle yaşarlar”.
Murat Aksoy’un işlerinde deniz ana unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Işık ise deniz çevresinde şekillenen doğanın yeniden kurgulanmasında farklı görünümleri ortaya çıkarıyor. Deniz çevresinde yer alan doğa parçaları sert dokular halinde resim yüzeyinde izleyen gözle buluşur. Doğa bu görünümü ile, doğanın kendi başına varoluşunu ve gücünü aşırı bir biçimde vurgulayan bir gerçekçilik hem de gerçek dışı, fantastik izlenimler veriyor. Sanatçı gerçekle gerçek dışılık arasındaki bu ince hat üzerinde dolaşırken, resimleri belli bir zamana ait olmaktan çıkıyor. Ancak resimlerdeki kurgusal ve fantastik yön, izleyeni, bildik bilim kurgu görüntüleri anımsatarak, ister istemez, geleceğe doğru yönlendiriyor. Sanatçı da bundan yakınmıyor, tam tersine, “Bütün arzum insan-doğa ilişkileri üzerine geleceğe yönelik endişelerimi paylaşmak” diyor.
Murat Aksoy, bu sergide portre çalışmalarına da yer veriyor. Sanatçı, “Önce portre yapıyordum. Sonra doğa resimlerine başladım. Sonra insan, figür olarak bu resimlerin içine girdi. Sonra tekrar portre beni kendine çekti” diyor. Portrelerde de doğa resimlerindeki özellikler hemen öne çıkıyor. Dolayısıyla bu özgün bakış ve tarzın sanatçının kişiliğinin ana çizgilerini oluşturduğu söylenebilir.