SERGİLER / GEÇMİŞ / NAİLE AKINCI RETROSPEKTİFİ

METİN

Naile Akıncı 1923’te Van’da doğdu. Milli Mücadele’nin kazanılmasını takiben subay olan babasının tayini üzerine ailesi İstanbul’a yerleşti ve Nişantaşı Kız Ortaokulu’na girdi. 1935’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmeye karar verdi. Rahatsızlığı nedeniyle öğrenime ara vermek zorunda kaldığı için Akademi’den ancak 1952’de mezun oldu. O zamandan beri “Eyüp” ve “Haliç”in yüzlerce çeşitlemelerini resimledi.


Levent Çalıkoğlu sanatçı hakkında şunları söylüyor: “1938-39 döneminde ilk kez açılan giriş sınavını kazanarak Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümü Orta Kısmına kayıt olan Akıncı, Léopold-Lévy’nin atölyesinde başladığı eğitimine rahatsızlığı nedeniyle ara verir. 1941’de bıraktığı yerden Lévy ve Kocamemi atölyelerine döner ve 1943 yılında orta kısımdan mezun olmasına karşın, hastalığı tekrar ettiğinden, bu sefer altı yıl ara vermek zorunda kalır. Tedavisinin ardından Yüksek Resim Bölümü Zeki Kocamemi atölyesine 1949 yılında döner ve 1952’de eğitimini tamamlar. Kocamemi’nin Türk resminde ayrılan yönü, Ali Avni Çelebi ile birlikte Almanya’da devam ettiği Hans Hofmann’ın görüşlerine bağlı olması ve atölyesinin temel öğretisini kübist-inşacı bir anlayışa dayandırmasıdır. Sağlam çizim gücü Kocamemi’nin sanat anlayışının bel kemiğini oluşturur. Nesneleri belirli geometrik formlarla çözen tavır, bu sayede onların uzayda kapladıkları hacmi de belirlemiş olur.

Akıncı’ya göre dünyanın gizemi görünenlerdedir. Görünenleri küçük leke fantezilerinden oluşan soyut bir algılama ortamına soksa da, hatta bu anlamda resminin alt yapısında bir sentez kurmuş olsa da ısrarla non-figüratife kaymamasının esas nedeni bu olsa gerek. Tanımlanır imgeleri tercih eden doğa ve figür ressamı olarak Akıncı’nın resimlerinde tüm bu yer değiştirmelere rağmen içerik sürekli ortada, biçemle gösterilen iç içedir. Yüzey üzerindeki leke ve doku fantezilerine karşılık ne konu kendisini yitirir ne de boyama tavrı askıya alınır. Sınırları belli bir coğrafya ve karşılığı olmaya aday tuval çerçevesi içinde baskın bir üslup, gördüğü her şeyi kendisinden kılar.


Naile Akıncı’nın elli yılı aşan sanat yaşamında doğayla, insan bedeniyle, nesnelerle kurduğu ilişkinin temelinde hep kendi sureti yer almaktadır. Katıksız, kendi kendisine yeten bir resim yapma eylemi, itici güç olarak yapıtlarının ana güzergahını oluşturmuştur. Kullandığı dil, neden ve sonuçları, başlangıç ve bitişleri ve her şeyden önemlisi de yapıtlarının gelişim yönünü açık seçik ortaya koyar. Hocası Zeki Kocamemi’den aldığı etkiler başlangıçta onun için itici bir güç olmuştur sadece. Bunun haricinde körü körüne ne bir öğretinin peşinden yürümüş ne de Batılı akımların yerel ortamdaki tekrarlayıcısı olmuştur. En ufak bir çizgide dahi kendisi olmaktan çekinmeyen bu saf yürekli resim sevdalısı, izleyicisi karşısında samimiyeti elden bırakmamıştır. Bu nedenle sundukları sadece renk, boya ve çizgi değil aynı zamanda kendisinden de bir parça taşır.”

KİTAP

Bu kitap, 6 Aralık 2001 - 27 Ocak 2002 tarihleri arasında Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde düzenlenen “Naile Akıncı” sergisi nedeniyle 1000 adet basılmıştır. / This book is published on the occasion of the “Naile Akıncı” exhibition held between December 6, 2001 – January 27, 2002 at Millî Reasurans Art Gallery. 1000 copies.

Yayınlayan / Publisher

Millî Reasürans T.A.Ş 1.Baskı, 1000 adet / 1st Edition, 1000 copiesISBN 975-7235-48-02

Organizasyon / Organization

Millî Reasürans Sanat Galerisi

Küratör/Curator

Amelié Edgü

Metin / Text

Levent Çalıkoğlu

Çeviri / Translation

Robert Bragner

Grafik Tasarım / Graphic Design

Desktop Folder

Kapak Fotoğrafı - Cover Photography

Reha Arcan

Reprodüksiyon Fotoğrafları / Reproduction Photography

Reha Arcan - Erdal Aksoy

Renk Ayrımı ve Baskı/Color Separation and Printing

Mas Matbaacılık

Bandrol uygulamasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bandrol taşıması zorunlu değildir.

UYARI

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm yayınlar Milli Reasürans Sanat Galerisi'ne ait olup izin alınmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, başka bir yere taşınamaz, her ne şekilde olursa olsun yayımlanamaz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz. Bu hususu ihlal eden kişiler hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanarak yasal işlemler başlatılır.