SERGİLER / GEÇMİŞ / DOKUMALAR VE RESİMLER

METİN

Çiğdem Gürel "Dokumalar ve Resimler"

Almanya’da yaşayan ve 1996 yılında yitirdiğimiz ressam ve dokuma sanatçısı Çiğdem Gürel’in “Dokumalar ve Resimler” başlıklı sergisi 28 Mayıs – 14 Haziran 1997 tarihleri arasında Millî Reasürans sanat Galerisi’nde.

Almanya’da yaşayan Gürel, henüz 30’lu yaşlarının ortalarında, yani bir sanatçının en verimli olabilecek döneminde ayrılmıştı aramızdan. Ancak kısa süren hayatına, her şeye rağmen birçok başarıyı sığdırmayı ve arkasında izlenmeye değer eserler bırakmayı başarmıştı. Aslında kaybın dışında acı olan bir şey daha var. Çalışmalarını, özellikle Almanya’da bir hayli sergileyen Çiğdem Gürel bugüne dek Türkiye’de hiç sergi açmamıştı. Başka bir deyişle, birçok uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönmüş, dünyanın pek çok ülkesinde sayısız sergi açmış, Avusturya ve New York gibi sanat merkezlerinde önemli ödüller kazanmış olan Gürel’in kendi ülkesindeki ilk sergisi ölümünden sonra açılmış oluyor.

Eserleri Peter Baum gibi batılı eleştirmenlerce “dünya sanatının başyapıtları” olarak nitelenen Gürel oldukça zorlu bir işi başarmıştı. Çalışmalarını şu aşamalardan geçerek yürütüyordu: Önce bir taslak hazırlıyor ve guaş ya da suluboya kullanarak bu taslağı Fransız goblen kumaşa aktarıyordu. Son olarak yaklaşık 160 değişik renk tonu kullandığı halılarını dokumaya başlıyordu. Tek bir halı için altı ay geceli gündüzlü çalışması gerekebiliyordu. Bir resminde dokuma tezgâhı başında hissettiklerini şöyle anlatmıştı: “Kurumuş yapraklar, ağaç kabukları, hayvan postları ve parşömen kâğıdı tekstil çalışmalarıma serbest formda dokunma yapmam için bana esin kaynağı oluyor. Bunlar gelmişin, yaşamdaki sürekliliğin ve aynı zamanda gelip geçiciliğin sembolleri…”

Avusturyalı sanat eleştirmeni ve eğitmen Fritz Riebel de onun sanatını şöyle değerlendiriyor: “Çiğdem Gürel resimden yola çıkarak kendine özgü bir üslup oluşturdu. Yaratıcılığı sayesinde duvar halıları hassas hatıralarla dolu. İnsana unutulmuş doğa manzaralarını hatırlatıyorlar. İki boyutlu dokumada nüansları verebilmek için ilham kaynağı olarak pitoresk öğelerden yararlanıyor ve çok çeşitli renk tonları kullanıyor.”

Serginin küratörü Amelie Edgü ise Gürel hakkında şu cümleleri kuruyor: “Onu ölümünden sonra sergileriyle tanıdım. Karşıma o güne kadar gördüğüm en güzel goblenler duruyordu. Renkleri ve boyutları etkileyiciydi. Daha da etkileyici olan ise insana hissettirdikleriydi. Onu bugüne kadar tanımamış olduğum için üzüldüm.” Edgü bu sergiyle, Türkiye’deki galerilerde kendine bir yer bulamayan tekstil sanatlarının gelişimine katkıda bulunabileceklerini ümit ettiğini de söylüyor: “Çiğdem Gürel kendi ifadesiyle gelip geçici olan nesnelerden yararlanarak zaman içinde geriye kalan izleri bulmaya çalışıyordu. Bu izler bizim de izlerimiz değil midir?”

ESERLER

BASINDAN